Kütüphane


KÜFLÜ HAMMADDELER VE MİKOTOKSİNLERİN SIĞIRLARIN SAĞLIK VE VERİMLERİ ÜZERİNE ETKİLERİ

 
Günümüz hayvancılığında ürettiğimiz her litre sütün ve besideki hayvanlarımızdan elde ettiğimiz her kg etin maliyetini en düşük seviyede tutmaya çalışarak mümkün olan en karlı yetiştiriciliği yapmaya çalışıyoruz. Hayvanlarımızın verim düzeyi, işletmelerimizde kullandığımız hammadde çeşitliliği arttıkça hazırladığımız rasyonların hayvanların besin madde ihtiyacını tam olarak karşılaması için daha dikkatli davranmak durumunda kalıyoruz. 
Ne yazık ki besleme konusunda yapılan hatalar sığırlarda önemli sağlık sorunlarına ve verim kayıplarına yol açıyor. İşletmelerde karşılaşılan sağlık sorunları ve verim kayıplarının önemli bir bölümü küflü ve mikotoksin içeren hammaddelerin tüketilmesi nedeniyle gerçekleşiyor.  
Mısır silajı, arpa, anason, pancar ve meyve posaları gibi su içeriği yüksek hammaddeler ülkemizde her geçen gün daha yaygın olarak kullanılmaktadır.  Silajların ve su içeriği yüksek söz konusu hammaddelerin doğru şekilde saklanmaması sonucu küflendiklerine sıklıkla şahit olmaktayız. Bu hammaddelerin bazen küflü bazen de  göz ile görülebilen küflü kısımları atıldıktan sonra geriye kalan kısımların hayvanlara tükettirildiği görülmektedir.  Küflü gıdaların tüketilmesinden sonra hem besi hem de süt sığırlarında önemli sağlık sorunları ve verim kayıpları yaşanabilmektedir. 
Küflü hammaddelerin tüketimi sonrasında oluşabilecek sağlık sorunları ve verim kayıplarına küf mantarının kendisi neden olabileceği gibi zararlı etkilerin daha çok küf mantarlarının ürettiği ve mikotoksin adını verdiğimiz zehirli kimyasal maddelerden kaynaklandığı bilinmektedir. Bu nedenle oluşacak zararları küfün ve mikotoksinlerin neden olduğu zararlar şeklinde iki ayrı alt başlıkta incelememiz doğru olur. 
Küf mantarları üzerinde çoğaldıkları yem hammaddesinin tadını değiştirmek ve hayvanların sevmeyeceği bir tat oluşturmak suretiyle yem tüketimini azaltırlar. Tüketimin azalması süt ve et veriminde kayıplara yol açmaktadır. Yeni doğuran sağmallarda yem tüketiminin düşmesi sebebi ile oluşan yetersiz enerji alımı ise döl tutma sorunlarına ve ketozis (şeker hastalığı) gibi sağlık sorunlarına yol açabilir. Küflenme gözlenen yem hammaddesinde mikotoksin oluşumu gerçekleşmese bile küflü hammaddenin tüketimi süt ve et veriminde %5-10’luk kayıplara yol açabilmektedir. Küf mantarları üredikleri yem hammaddelerinde nişasta, yağ, protein gibi besin maddelerini kullanarak çoğalırlar dolayısı ile üredikleri yem hammaddesinin besin madde içeriğini azaltırlar. Bunun dışında küflü gıdaların tüketilmesinin rasyonun sindirilebilirliğini azalttığı tespit edilmiştir. Küflü gıdaların tüketilmesi, ishal, akciğer enfeksiyonları gibi vücuttaki değişik doku ve organlarda küf mantarlarının üremesine bağlı olarak oluşan çeşitli hastalıklara yol açabilir.  
Küf mantarlarının ürettiği zehirli kimyasallar olan mikotoksinlerin oluşturduğu zararlı etkiler ise çok çeşitlidir. Küf mantarlarının oluşturduğu ve hayvanlarda sağlık  sorunlarına yol açabilen yüzlerce mikotoksin çeşidi bulunmaktadır. Mikotoksinler gözle görülemezler, dolayısı ile yem hammaddesinden gözle görülen küflü kısımların uzaklaştırılmış olması geriye kalan küfsüz kısımlarda mikotoksin olmadığını göstermez. Aynı yem hammaddesinde birden çok farklı mikotoksin bulunabilir ve farklı mikotoksinler birlikte daha şiddetli sağlık sorunlarının gözlenmesine yol açabilirler.
Mikotoksinlerin yaygın olarak şu sağlık sorunları ve verim kayıplarına yol açtıkları gözlenmektedir.  Mikotiksinler sindirim kanalındaki olumsuz etkileri ile yem tüketimini azaltır ve rasyon sindirilebilirliğini düşürürler. Sindirim sistemi üzerindeki bu olumsuz etkileri ishal, abomasum deplasmanı (şirdenin yer değiştirmesi), ketozis (şeker hastalığı) gibi sağlık sorunlarına ve önemli verim kayıplarına yol açmaktadır. Mikotoksinlerin bir kısmı alındıkları miktara da bağlı olmak kaydı ile gebe hayvanlarda yavru atmalara neden olmaktadır. Yine sağmal hayvanlarda düzensiz kızgınlık görülmesi, yumurtalık kistleri gibi nedenler ile döl tutma sorunlarına yol açmaktadırlar. Mikotoksinlerin hemen tamamı az veya çok bağışıklık sisteminin zayıflamasına yol açar. Bu nedenle mikotoksinler ile bulaşık gıdaların tüketilmesi bağışıklık sisteminin zayıflaması sonucu hayvanların bakteriyel ve viral bir çok hastalığa yakalanmasına yol açabilirken bu dönemlerde aşı uygulaması yapılan hayvanlarda hastalıklara karşı yeterli direnç oluşumu gözlenemeyebilir. Bağışıklık sisteminin baskılanması sonrası süt hayvanlarında mastitis (meme iltihaplarına), metritis (rahim iltihabı) gibi sorunlara daha sık rastlanır. 
Mikotoksinlerin bir kısmı karaciğer, böbrek gibi organlar üzerinde etki gösterirler. Mikotoksinler ile bulaşık gıdaların sürekli tüketilmeleri karaciğer harabiyetine ve karaciğer kanserlerine yol açabilir. Bunun dışında böbrekler üzerinde oluşturdukları zararlar sebebi ile böbrek yetmezliğine yol açan mikotoksinlerde bulunmaktadır. Mikotoksinlerle bulaşık gıdaların tüketimi ayak problemlerine ve hayvanlarda topallığa da yol açabilmektedir. 
Sağlık sorunlarına ve verim kayıplarına yol açmak suretiyle önemli ekonomik kayıplara yol açan mikotoksinlerin zararlı etkilerinden korunmak için alınabilecek önlemler şunlardır. Öncelikli olarak küflü gıdaların tükettirilmemesi gerekir. Hammaddelerde küflü kısımların uzaklaştırılması korunmak için yeterli olmaz. Gözle temiz görünen kısımlarda da büyük çoğunlukla mikotoksinler bulunmaktadır. Bu nedenle silajlarda gözle görünen küflü kısmın dışında küfün gözlenmediği 30-40 cm’lik bir tabakanın da atılması önerilmektedir. Atılan bu hammaddeler işletmeler tarafından ekonomik bir kayıp olarak görülse de bu kaynakların tüketilmesi sonrası oluşacak sağlık sorunları ile et, süt ve döl verimindeki kayıplarının çok daha ciddi ekonomik kayıplara yol açacağı bilinmelidir. İşletmelerimizde bulunan küflü gıdaların risk oluşturan kısımları uzaklaştırıldıktan sonra geriye kalan kısımları tüketilirken mutlaka mikotoksin bağlayıcı yem katkılarının kullanılması önerilmektedir. 
Alınabilecek en önemli korunma önlemi, küflenme riski bulunan gıdaların uygun şekilde saklanarak küflenmelerinin önüne geçilmesi olacaktır. Bu bağlamda silaj yapılacak bitkilerin doğru zamanda biçilmesi, gerektiğinde silaj katkı maddelerinin kullanılması, silaj yığınında hava kalmayacak şekilde sıkıştırma işleminin uygulanması ve hava almayacak şekilde yığının kapatılması küflenme riskini büyük ölçüde önleyecektir. Bunun dışında küflenme riski bulunan otların balyalanmadan önce iyice kurutulması, mısır gibi riski yüksek hammaddelerin düşük rutubetli olarak stoklanmaları önem taşımaktadır. Uygun hava şartlarında hızlı biçimde küflenen arpa, pancar posası ve meyve posaları gibi kaynakların işletmenin ihtiyacı doğrultusunda küçük miktarlarda alınarak küflenmesine müsaade edilmeden hızlı biçimde tüketilmeleri veya uygun biçimde saklanmaları önem taşımaktadır. Dünya tarım örgütünün raporlarına göre dünya üzerinde üretimi yapılan bitkisel kaynakların dörtte biri mikotoksinler ile bulaşıktır. Mikotoksinler ile bulaşık gıdaların tüketilmesi işletmelerde gözlenen verim kayıpları ile sağlık sorunlarının ana nedeni olabilmektedir. Yazımızda bahsettiğimiz önlemlerin alınması ile mikotoksinlerin yol açtığı bu olumsuzluklar büyük ölçüde önlenebilir.  
 
 

Güvenç İnan, 09.11.2016 15:37:34